tailormade.jpg

Yazan: Zoolog Arif YILMAZ

Canlıların vücutlarını dış dünyanın zararlı tesirlerinden koruyan onların derileridir. Çünkü bütün canlılarda dış dünya ile direkt temasta olan, çeşitli şartlara (sıcak, soğuk, sürtünme, yaralanma vs.) karşı ilk mukavemeti ve esnekliği gösteren deri dediğimiz vücut elbisesidir.

Omurgalılarda deri, omurgasızlara nazaran daha komplex (muğlak, karmaşık) olup, epidermis (üst deri) ve dermiş (alt deri) denilen iki esas tabakadan üreyerek yukarıya doğru yeni deri hücrelerini meydana getirirken, diğer bir hücre tabakası da bunları keratinleştirir ve yüzeye doğru yassılaştırarak nasır tabaka (corneum)’yı meydana getirirler. Alt derinin içinde kılcal kan ve lenf damarları, sinirler, his alıcı reseptörler, renk veren krornotoforlar ayrıca yağ ve ter bezleri bulunur. Bundan başka tırnak, pul, tüy, saç gibi yapılar da deriden meydana gelirler.

Pullar balıkların vücudunu örter; yuvarlak ağızlı balıkların ağızdaki dişleri de epidermisten meydana gelmiş keratinleşmiş cisimciklerdir. Bacakları vücuda göre zayıf olan sürüngenlerin karınları sık sık yere süründüğünden bunların da vücudu pullardan meydana gelmiş olan bir zırhla örtülmüştür. Kuşların vücudu ise yine deriden meydana gelen tüylerle örtülüdür. Bacak ve ayak üzerleri ile gaga etrafı ise daha fazla aşınmaya maruz kalabileceğinden buralarda pullar bulunur. Memelilerin vücudu kıllarla örtülü olup, bazı dişsiz memelilerde (Edentata) vücut kalkan gibi dizilmiş zırh şeklinde pullarla Örtülüdür.

Derinin meydana getirdiği tırnaklar, hayvanın en İyi şekilde istifade edebilmesi için hayatına uygun tarzda yaratılmıştır. Meselâ, ağaçkakanların pençeleri dalları İyi tutabilmek İçin uzun ve sivridirler. Tavuklar gibi toprak eşeleyen kuşların tırnakları küt ve kalın, yırtıcı hayvanlarınki pençe şeklinde, insanda yassı, atlarda ise koşmaya uygun olacak şekilde parmağın bütün ucunu sarar. Boynuzlarda derinin meydana getirdiği elemanlardan olup, ot yiyen hayvanlarda bulunur ve onları yırtıcı hayvanların pençesinden korur.

Nasır tabakanın (corneum) meydana getirdiği deriye ait yapılardan diğerleri kaplumbağaların ağız etrafındaki kuşlarınkine benzeyen gagaları, çıngıraklı yılanların kuyruğundaki keratin pullar, develerin diz kapağı üzerindeki yastığımsı deri, erkek kuşların ayaklarındaki mahmuzlar ve kuşların gagalarıdır.

Kuşların gagalarının şekilleri, bunların yaşayış ve beslenişlerine göre değişir.

Umumî olarak pga şekilleri ile ayak ve tırnak şekilleri arasında büyük bir alâka vardır. Meselâ, gagaları balık tutmaya müsait yaratılmış kuşların ayakları da yüzmeye uygun yaratılmıştır.

Kuşların tüyleri sıcakkanlı ve uçucu hayvanların vücudunun korunması için icabeden tekmil vasıflara haiz olarak yaratılmıştır. Tüyler hafif, dayanıklı ve elastikî olmakla beraber İçlerine su da geçirmezler. Kalem tüyler uçmaya yarar ve dümen gibi kullanılırken, yumuşak göğüs tüyleri hem vücut ısısını muhafazaya hem de yumurta ve civcivleri ısıtmaya yarar.

Memeli hayvanlarda bulunan kıllar soğuk memleketlerde yaşayanlarda sık ve uzun; sıcak memleketlerde yaşayanlarda İse kısa ve seyrek; suda yaşayanlarda İse en kısadır. Ayrıca kıllar vücudun en uygun yerlerinde ve en uygun uzunluktadır. Meselâ, yırtıcı memelilerin hassas bıyıkları, insanların saç, kaş ve kirpikleri bu nevi-dendir. Kıllar düz, dalgalı ve kıvırcık olabilir. Çok düz kılların enine kesitleri yuvarlak, kıvırcık olanların ki ise eliptiktir. Domuz kılı gibi çok sert kılların kütikül tabakası kalındır. Kedi, fare, sansar gibi gece av avlayan hayvanların sert bıyıklarının kökleri içinde bir çok sinir uçları olup, bu cins hayvanların bıyıkları çok duyarlıdır.

Sürüngenlerin derilerinin bir anda değişmesine rağmen kuşların tüyleri tedricen belli bir plan dâhilinde düşer ve yerine yenisi çıkar; böylece kuşlar hiçbir zaman çıplak kalmazlar. Levis’e göre insanın saçları 4-5 senede, kirpikleri ise 4-5 ayda bir değişir.

Epidermis (üst deri)’den meydana gelen bu dış yapılardan başka çok mühim vazifeleri olan bezler de buraya nakış gibi işlenmiştir. Balıkların derilerindeki mukus salan bezler onları parazitlerden ve suyun tesirinden korur. Afrika’da bulunan Pro-topterus balıkları kurak mevsimlerde kuma gömülür, bu esnada epiderma bezleri vücudu korumaya yarayan bir kılıf ifraz eder.

Derin sularda yaşayan balıklarda ise onların en çok muhtaç olduğu ışığı üreten (çünkü denizlerde 200 m. den sonra ışık yoktur) fotofor denilen ışık bezlerini de yine epidermis meydana getirir. (Fener balıklarında olduğu gibi). Bazı balıklardaki zehir dişleri ile Malapterurus’daki elektrik organı da epidermise dercedilen korunma vasıtalarındandır. Kurbağalardaki mukus bezleri vücudu nemli tutup solunuma yardımcı olurken, diğer zehir bezleri de hayvanı düşmanlarından korur. Ağaç kurbağalarının (Hylidae) parmak uçları ise ağaca tırmanmaya yarayan yapışkan bir salgı ifraz eder. Kuşlarda kuyruk dibinde bulunan uropigium denen bez salgıladığı madde İle kuşların tüylerinin parlatılmasını sağladığı gibi su geçirmemesine de yardımcı olur.

Bütün memeli hayvanlardaki deri, esas yapı itibarı ile aynı olmakla beraber, Sanatkâr bu esas yapıda birçok farklılıklar meydana getirerek, gergedan ile balinanın, fare ile kedinin elbisesini en mükemmel şekilde dokumuş ve en kullanışlı şekilde giydirmiştir.

Ter bezleri epidermis’den kaynaklanan mühim organlardan olup, Tachglossus (Karınca kirpisi), Chrysochloris (Afrikada yaşayan köstebeğe benzer bir hayvan), Talpa (Köstebek), Manis, Choloepus (İki parmaklı tembel hayvan) ile Sirenia (Deniz İnekleri) ve Cetacea (Balina ve yunuslar) hariç bütün memelilerde bulunur. Çok tüylü hayvanlarda bezler muayyen bölgelerde bulunur. Kedi, köpek ve farelerde ter bezleri ayakların altında, yarasalarda başın yanlarında, tavşanlarda ağız etrafında, ge-viş getirenlerin ağız ve burun etrafında, geyiklerin kuyruk dibinde, su aygırlarında ise kulakların üzerindedir. İnsanın derisinin her tarafında yaklaşık 2,5 milyon ter bezi vardır. Avuç ve tabanlarda bezlerin sayısı daha fazladır. Ter bezlerinin değişik bir tipi olan kirpiklerin dibine açılanları da kirpikleri yağlamak ve gözün önünü yıkayarak temizlemek vazifesini almıştır.

Epidermis orjinli yapılardan en mühimlerinden biri de meme bezleri olup, ekseri hayvanlarda memelerin sayısı ile yavru sayısı az çok birbirine uymaktadır. Meselâ, en çok yavru yavrulayan bazı böcekçiller ile domuzlar ve Armadillolarda meme sayısı diğer hayvanlardan çok fazladır. Bunlardan domuzlarda 2-10, Armadillo’larda 7-25 arası, böcekçillerden Centetes’in ise 22 memesi vardır. Centetes bir seferde 21-25 arası yavru yapar. Fare ve sıçanların 5-6 çift memesi ve 8-10 yavrusu, etçillerin 34 çüft memesi ve 1-4 yavrusu, Edentata (dişsizler) nin 2 çift memesi, geviş getirenlerin 1-2 çift memesi ve 1-2 yavrusu; atların, fillerin, yarasaların, balinaların ve maymungillerin 1 çift meme ve ekseriya 1 yavrusu olur.

Kromotoforlar deride bulunan ve hayvanların vücudunun rengini meydana getirmeye sebeb olan hücrelerdir. Bunlar içinde çeşitli renkte boya maddeleri olup, muhitine göre hayvanın rengini verir. Kromotoforların kasılma kabiliyeti vardır. Renk değiştirme esnasında bunlar kasılır ve hücre içindeki renk veren boya taneleri satıhtan uzak bir noktada birikir ve renk açılır, eğer kromotoforlar gevşerse renk maddesi hücre yoluyla olur. Bu sayede balık, kurbağa ve sürüngenler vasatın rengine kendilerini uydurarak düşmanlarından korunur ve avlarından gizlenebilirler.

Buraya kadar deri ve deriden meydana gelen yardımcı mikroskobik yapısına girmeden kısaca bahsettik. Buna göre derinin vazifelerini şöyle özetleyebiliriz:

1. Vücudu vurma, çarpma, sürtme gibi dış tesirler ile mikrop ve parazitlerin tesirinden korur. Deri zedelenmedikçe vücuda mikrop giremez. İnsanlar ciltlerini yıkayarak temizler. Diğer hayvanlar ise yalamak suretiyle veya deri değiştirerek temizler. Kurbağa gibi bu vasıtalardan istifade edemeyenler ise saldığı mukus ile derisini devamlı yıkayarak temiz tutar.

2. Metabolizma işlerinin normal bir tarzda cereyan edebilmesi için her tür hayvanda kendine mahsus olan su nisbetinin sabit kalması şarttır. Deri bu suyun buharlaşmasına mani olduğu gibi, dışarıdan su alınmamasını temin ederek vücuttaki su nisbetinin sabit kalmasında böbreklere yardım eder.

3. Vücuttaki fazla yağlar deri altı yağ tabakasında depo edilir ve yiyecek bulunamadığı zamanlarda bu yağ vücudun yedek enerji kaynağı olarak kullanılır.

4. Vücut ısısı azaldığı zaman deri ve İçindeki kılcal damarlar kasılır. Bu kasılma neticesinde damarlar daha derine çekilir ve muhafazalı bir durum alırlar. Damarların kasılması ise soğuk olan dış satıhla temasa gelen kan miktarını azaltır. Isı arttığı zaman derideki kan damarları genişler, fazla miktarda kan soğuk yüzeyle temasa gelerek serinler. Aynı zamanda ter bezlerinin salgısı artar ve terin buharlaşması esnasında vücut ısısı kullanıldığından hararet düşer.

5. Dokunma, basınç ve ısı hislerinin alıcı uçları (reseptörler) da deri içinde olduğundan deri aynı zamanda bir his organı olarak vazife görür.

6. Derideki salgı bezleri ile vücut dezenfekte edilir (ter İle), düşmanlardan korunur (zehir bezleri ile), yavrular beslenir (memeler ile), erkek ve dişi hayvanların çiftleşme zamanı birbirini bulması sağlanır (koku salan bezler ile), vücut yağlanarak temizlenir ve esnekliği muhafaza edilir (yağ bezleri ile),

7. Akciğerleri solunuma kâfi gelmeyen kurbağa ve semenderlerin derilerine gelen kan damarları, akciğer atar ve toplardamarlarından daha büyüktür. Böylece deri solunumu ile bu hayvanlar hayatlarını idame ettirebilirler.

8. Omurgasızlarda (solucan, böcek ve yumuşakçalar gibi) deriden kanat ve ayak gibi birçok hareket vasıtası organlar meydana geldiği halde, omurgalıların hareketinde derinin pek büyük bir rolü yoktur. Çünkü omurgalılarda hareketin yükü iç iskelete (kemikler) ve kaslara verilmiştir. Bununla beraber kuşları uçuran tüyler, yarasa ve bazı sincapların kol kemikleri arasına gerilmiş bulunan ve uçmaya yarayan deri; kurbağa, ördek gibi yüzen hayvanların ayak parmakları arasına gerilmiş olan ve yüzmeye yarayan deri de bu hayvanlar için vazgeçilmez organlardır.

Şimdi şu soruları soralım: Balık yemeye uygun şekilde gaga ve ağızla teçhiz edilmiş olan Pelikan kuşuna suda yüzebilmesi için lüzumlu olan perdeli ayaklar takılmasaydı ne yapardı? Acaba kendi kendine yeni bir gaga tipi geliştirebilir miydi? Yoksa midesini veya beslenme şeklini mi değiştirecekti? Gerçekten tabiat tesadüfen en uygun ayak tipini bulabilir miydi?

Bir batında 16 yavru doğuran bir farenin sadece altı memesi olsaydı, on yavru fare açlıktan can verirken ana farenin feryatlarına tabiat acaba cevap verebilir miydi?

Hülâsa milyonlarca çeşit hayvana ayrı ayrı beslenme, hareket, üreme, korunma, avlanma vb. davranışlarını bilerek ve şaşırmayarak, en uygun şekil ölçü ve karakterde deri elbisesini diken; bu deriden meydana getirdiği ek yapılarla en güzel şekilde onları giydiren terzi, şuursuz madde veya maddî kanunlar olabilir mi?

Kaynak: www.sizinti.com.tr

Categories:

Tags:

2 Responses

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *