Yazan: Emre Dorman

Bilgi teorisi felsefenin temel meselelerinden olduğu gibi dinlerinde en temel konuları arasında yer almaktadır. Bilgi edinmenin imkânı, bunun kaynakları ve değeri doğru bilgiye ulaşmanın yönteminin belirlenmesi açısından oldukça önemlidir. İslam dininin kaynağı Kur’an’ı Kerim, duyular, akıl ve vahiy vasıtaları ile elde edilen bilgilere itibar etmiş ve bunları insanın bilgi edinme vasıtalarından saymıştır.

Bilgi problemi felsefede ilmin imkânı, mahiyeti, kaynağı ve değeri açılarından ele alınır. Bilginin imkânını reddeden şüpheciler (sofistler) dışında bütün düşünürler bilginin imkânı konusuna olumlu yaklaşmışlardır. Bilginin kaynakları da duyular, akıl ve sezgi olmak üzere üç grupta toplanır. Birincisine realistler ikincisine ise idealistler itibar ederler. Kelamcılar bilginin kaynakları konusunda duyular, akıl ve doğru haberden oluşan bir terkip oluşturmuşlardır.

Bilginin imkânı denildiğinde bilen süje ile bilinen obje arasında, bir ilişki olarak kabul edilen, ‘bilgi’ nin insan için mümkün olup olmadığı sorunu akla gelir. Buradan hareketle idraklerimizin bize dış âlemi bildirip bildiremeyeceği, içsel idraklerimizin, görünen varlıklar dışında görünmeyen varlıkların olup olmadığı, verilen bilgilerin ne dereceye kadar doğru kabul edilebileceği, ilmin eşya hakkında gerçek bir bilgi verip veremeyeceği ile eşyanın mahiyetine, iç yüzüne nüfus edilip edilemeyeceği gibi konularda çeşitli sorular ile karşı karşıya kalınmakta ve bu sorulardan hareketle sahip olduğumuz bilginin izafi mi yoksa mutlak mı olduğu öğrenilmek istenmektedir. Kur’an-ı Kerim bilgiyi üçe ayırmaktadır. Birine ilim, diğerine zan ve üçüncüsüne de kuruntu, yalancılık demektedir. Farabi’de Cedel kitabında ilim yollarını üçe ayırmış birinciye kesin bilgi elde edilen yol, ikincisine kesine yakın bilgi elde edilen yol, üçüncüsüne de hakikate aykırı bilgi sağlayan yol demiş, birinciye burhan, ikinciye cedel, üçüncüye ise safsata adını vermiştir.

Bilginin kaynağı söz konusu olduğunda mutlak gerçeğin hangi vasıta ile bilineceği konusu önem kazanmaktadır. Bu kaynağın duyular ile akıl ile ilham ve sezgi ile veya başka bir vasıta ile bilinebileceğine dair farklı anlayışlar ve inançlar bulunmaktadır. Kur’an’dan hareketle bilginin kaynaklarını belirlemek istediğimizde duyular, akıl, vahiy bilgilerinin her birinin birer bilgi kaynağı olduğu görülmektedir.

Categories:

Tags:

14 Responses

  1. güzel olmuş direc word e çwktim ödevden tam puan aldım saolun

  2. birsürü site aradım ama sonunda bu sitede tan aradığım ödevi buldum ALLAH RAZI OLSUN bu siteyi yapanlardan

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *