Allah, Evren ve İnsan Üzerine

Ey Namaz Kıl Beni! Ey Oruç Tut Beni!

Yazan: Emre Dorman

Varlığımıza ve insanlığımıza anlam kazandıran en önemli nitelik kulluğumuzdur. Allah’a, O’nun yüceliğine yaraşır kullar olarak ibadet etmemiz ise teslimiyetimizin bir ifadesidir. İbadetler ancak hakkıyla yerine getirildiklerinde amacına uygun olarak gerçekleşmiş olacaktır. Yoksa yapılan ibadetleri bir nevi alışkanlık, yerine getirilmesi gereken bir vazife ya da aradan çıkartılması gereken bir iş gibi düşünmek ve bu şekilde uygulamak ibadetlerden alınacak faydayı sınırlayacaktır. Ayetlerin ifadesiyle ibadetler insanı kötülüklerden alıkoyacak, Allah’ın yüceliğinin, dünya hayatının geçiciliğinin ve bu dünyadan sonraki hesap gününün hatırlanmasına vesile olacak tüm bunlarla birlikte hem dünya hem de ahiret açısından türlü faydalar sağlayacaktır. Bu yararlardan en verimli şekilde faydalanmak için yaptığımız ibadetleri ne için yaptığımızın farkında olmamız gerekir.

Pek çok insanın kıldığı namazı düşünelim. Acaba gerçekten hakkıyla yerine getirilebiliyor mu? Çoğu zaman bir şeylere yetişmek için süratle kılınan namazlar, namaz kılınması emrini yerine getirmekten başka kul açısından ne işe yarıyor acaba? Namaz boyunca dikkatin toplanamamasından dolayı düşünülen türlü şeylerde cabası. Yani biz namazı yerine gelsin diye mi kılıyoruz yoksa Allah’ı anmak ve okuduğumuz ayetlerdeki gerçeklerin farkına varmak için mi? Şayet namazı kılmaya başlamadan öncemizle kıldıktan sonramız arasında değişen herhangi bir şey yoksa yapılan bu ibadetimizde bir sorun var demektir. Gerekli gereksiz pek çok iş için ayırdığımız saatlerimiz günlerimiz yanında namaz kılmak için ayırdığımız dakikalar bunca sınırlıyken en azından bu anları en verimli ve dikkatli bir biçimde yerine getirmemiz daha doğru olacaktır. Yani biz namazı değil belki bir manada namaz bizi kılmalı ve emrediliş amacına uygun olarak yaşantımızda olumlu yönde değişiklikler yapmalıdır. (Devamını Oku)

Yeryüzünde Yaşamın Kökeni

konferans-afis.jpg

 

Türkiye’deki Din-Bilim İkilemini Yeniden Düşünmek | Mustafa Akyol

Darwin Nerede Yanıldı? | David Berlinski

Akıllı Tasarım Teorisi | Paul Nelson

Bilimde ve Ahlakta Materyalist İndirgemecilik | John Lennox

İslam’a Göre Bilim, Doğa ve Yaşam | Alpaslan Açıkgenç

 

24 Şubat 2007, Cumartesi, İstanbul Cemal Reşit Rey Konser Salonu, saat 14.00-17.00 arası düzenlenecek olan konferansın dili İngilizce ve Türkçe olacak ve konuşmalar her iki dile simultane olarak tercüme edilecek. Sonuçta soru-cevap kısmına zaman ayrılacak.

Giriş serbesttir.

Detaylı Bilgi İçin: www.mustafaakyol.org

Kur’an’da Allah’ın Varlığı

Yazan: Emre Dorman

Kur’an’da Allah’ın varlığını ispat etmeye yönelik olmakla birlikte daha çok Allah’ın sıfatları, birliği, benzersizliği ve mükemmel bir varlık oluşu hakkında bir çok âyet bulunmaktadır. Bu tür âyetlerde en küçüğünden en büyüğüne, en basitinden en mükemmeline kadar bütün oluşumların, evrendeki hassas ayarların, bir gâye ve nizâmın varlığına dikkat çekilmekte ve bu mükemmel düzenin tesâdüfen oluşamayacağı gösterilerek Allah’ın yaratışındaki üstünlükten O’nun varlığına ulaşılmaktadır. Monoteist dinlerin en temel tezi olan, “Allah’ın her an, her şeye hâkim ve canlı cansız her şeyin yaratıcısı olması” inancı üç büyük dinin de en önemli dayanağıdır. Ancak insanın yaratılışı, evrenin kökeni ve evren hakkında detaylı bilgiler içermesi bakımından bu üç dinin kutsal kitapları arasında Kur’an’ın ayrı bir yeri bulunmaktadır. “İnsan ile alakalı moleküler biyoloji, genetik mühendisliği, hücre biyolojisi bilimlerinden başka, astrofizik, astronomi, kozmoloji, kozmogoni vb. bilimler de Kur’an ile tam bir ahenk içindedir”. (13) Kur’an’da Allah’ın varlığına işaret eden âyetleri yedi gruba ayırarak incelemek mümkündür:[14] (Devamını Oku)

Deliller ve Kalplerin Tatmin Bulması

Yazan: Emre Dorman

Gerek evrende deliller gerekse insanın sahip olduğu hisleri sonucunda ve Yaratıcı gücü inkâr etmenin zorluğu karşısında insanlar tarih boyunca şirk yoluyla Tanrı’nın otoritesini paylaşma eğilimi göstermişlerdir. Bu noktada Kur’an-ı Kerîm’de Allah’ın varlığını ispat eden ayetlerden daha fazla, Allah’ın birliğine ve eşsiz bir varlık oluşuna, ortağı olmasının söz konusu olamayacağına ve tek Yaratıcı oluşuna vurgular yapılmıştır. Kur’ân-ı Kerîm’de Allah’ın varlığının açık olduğunu belirtmek için Gökleri ve yeri yaratan Allah’ın varlığında şüphe mi var? (İbrahim 14/10) diye buyurmakta; bununla birlikte Hz. İbrâhim’in (el-Bakara 2/260) ve Hz. İsâ’nın havarilerinin kalplerinin tatmin olması için Allah’tan delil istemeleri (el-Maide 5/111-113), insanların imanlarını sağlam temellere oturtmak için delillere duydukları ihtiyaç ifade edilmektedir. Bir taraftan bakılınca Allah’ın varlığı ispata gerek duyulmayacak kadar açık bir husustur. Başka bir açıdan bakılınca ise O’nun varlığını iyice kavramak için yarattığı şeyleri ve kâinatta oluşturmuş olduğu mükemmel düzeni dikkatli bir şekilde incelemek gerekmektedir. (Devamını Oku)

Başka Sevdalar Başka Rüyalar

Yazan: Emre Dorman

Varlık amacını sorgulamayan yaşıyor, görüyor, duyuyor, yiyip içiyor ve konuşuyor olmasını yeterli görerek tüm bunların ve onlarca mislinin sebebini düşünmeyen insan şu kısa dünya hayatında çok çeşitli sevdalara çok çeşitli rüyalara dalmakta ve varlık amacından sapmaktadır. Sabırsız ve kaygısız bir biçimde peşinen geleni sevmekte elde edeceği sınırlı ve geçici nimetleri sonsuz ve sınırsız olana tercih etmektedir.

Bilindik kanalların pek çoğunda her geçen gün artan açılımıyla çeşitli yarışma programlarına şahit olmaktayız. Kimisi bilgi ve genel kültüre, kimisi cesaret ve tehlikeye, kimisi ses ve dans kabiliyetine büyük çoğunluğu ise ne amaçla olduğu belirsiz sevdalara dayanmakta. Bu dünyada bulunma amacını Allah için yaşamak ve yolunda hayırlı işler üzerine yarışmak olduğunu unutan insan bedeni ile zihni ile ve hayata bakışı ile hep başka sevdalar başka duygular için yarışmaktadır. (Devamını Oku)

Allah’ı Anmak

Yazan: Emre Dorman

Kur’an-ı Kerim ayetleri çeşitli vesileler ile sürekli olarak evrenin ve tüm canlılığın yaratıcısı olan yüce Rabbimizin birliğinin, kudretinin, rahmetinin ve gücünün zikredilmesi-hatırlanması, bize vermiş olduğu imkan ve nimetler karşısında şanının yüceltilmesi, şükredilmesi ve yüceliğine yaraşır bir kul olunması üzerinde durmakta ve insanların dikkatlerini bu noktaya çekerek varlık amacının farkına varmasını sağlamaktadır. Bizi var eden her an görüp gözeten çeşitli nimetler ile rızıklandıran ve bizlere vermiş olduğu hayatın hesabını soracak olan Allah’ın hatırlanması, emir ve yasaklarına itaat edilerek birliğine teslim olunması kulluk vazifesinin temelini oluşturmaktadır. Kendisi Allah’ı görmese de Allah’ın her an onu gördüğünü bilen kul Allah’a güvenip dayanacak yaşantısını ve hareketlerini bu inanç üzerine gerçekleştirecek ve nihayetinde sonsuzluk yurdunda huzur ve mutluluğa erişecektir. İlgili konu hakkında Kur’an ayetlerinin bir kısmı şu şekildedir: (Devamını Oku)

Nasılı mı Yoksa Nedeni mi Sormalı

Yazan: Emre Dorman

Ortaçağ sonrası yüzlerce yıl boyunca ve hala günümüzde de çeşitli çevreler tarafından din ve bilim birbirinden tamamen ayrı iki unsurmuş gibi gösterilmeye ve dayatılmaya çalışılmaktadır. Oysaki aklını işleten bir insan bilimsel yasaların Yaratıcının evrene koymuş olduğu düzen ve nizamın bir neticesi olduğuna kolaylıkla hükmeder. Yani bilimsel bir gerçeklik hiçbir zaman dinin özü ile çatışma içerisinde olmaz. Aydınlanma dönemi ile birlikte Avrupa’da dinin karşısına ve sonrasında tamamıyla üzerine çıkartılmak suretiyle adeta tanrılaştırılan bilim modern dönemdeki pek çok verisi ile tüm alemi yaratan üstün bir güce işaret etmektedir.

Modern insana göre evrendeki tüm hareketin ve oluşumların açıklayıcısı bilimdir. Oysaki bilimin açıklamaları incelendiğinde olayların nasıl oluştuğu ya da ne şekilde geliştiği noktasında kalındığı bunun ötesine geçilemediği görülmektedir. Örneğin bilim adamları gözümüzün nasıl gördüğünü dış dünyadaki görüntülerin beynimize ne şekilde düştüğünü açıklamaya çalışmakta ve bu konuda bir takım veriler sunmaktadırlar. Ancak neden görme işlevini sağlayan bir organa sahip olduğumuz ve tüm bu görme olayının niçin bu kadar mükemmel olduğu noktasında getirilebilecek bilimsel bir açıklama bulunmamaktadır.

Evrende gerek fiziksel gerek biyolojik ve gerekse kimyevi hareket ve oluşumlar ile maddeye içkin bir takım özelliklerin oluşumu hakkında açıklama yapan bilim, maddenin neden bu özellikleri barındırdığı konusunda cevapsız kalmaktadır. Çünkü dinden uzak anlayışa göre bilim oluşumların nasıllığı ile uğraşır nedenliği ile değil. Oysaki din bize alemdeki tüm bu nizam ve oluşumun nasıllığını ve nedenliğini bir arada açıklamaktadır. Nasıllığı Allah’ın evrene koyduğu yasaların insanlar tarafından keşfedilmesi ile açığa çıkar nedenliği ise Allah’ın lütuf ve Rahmetinin bir yansıması olarak anlam kazanır. (Devamını Oku)

Biri Bizi Gözetliyor…

Yazan: Emre Dorman

Dünyaya gelmemizden ölümümüze kadar biri bizi gözetliyor… Bir kaç yıl önce Türkiye’ye damgasını vuran geniş halk kitleleri tarafından izlenen ve fanatikler doğuran bir program vardı. ‘Biri Bizi Gözetliyor’ ismiyle yayınlanan bu programa gösterilen büyük ilginin en önemli sebebi bir eve topladıkları insanların salonlarına yatak odalarına ve hatta banyolarına kadar yerleştirilen kameralar ve bu kameralar aracılığı ile dileyen herkesin bu evde olan biten olayları seyredebilmesiydi. Ardından bu şekilde yapılan pek çok program daha çıktı ortaya. Programın içeriğinden çok bizi ilgilendiren kısmı bu eve toplanan insanların davranışlarıdır. Tüm Türkiye tarafından izlenen ve bunun farkında olan bu insanlar yarışın başlamasıyla hem onlara oy verecek izleyenlere sevimli ve insancıl gözükmek için hem de yarışma sonunda galip gelecek kişiye vaat edilen ödüllere sahip olabilmek için kıyasıya yarıştılar ve program yapımcıları tarafından belirlenen kurallara harfiyen uymak için çaba sarf ettiler. Neden? Belki biraz şöhret belki de biraz para için… Ancak az bir zaman sonra aynı evde yaşayan birbirinden farklı bu kişiler arasındaki kavga, çekişme ve iftiralar gazete ve televizyonlarda manşetlere taşındı. Peki, az bir zaman içinde değişen neydi? Neden başlangıçta çok olgun ve duyarlı intibalar bırakan bu insanlar bir anda değişikliğe uğradılar? İşte kısa bir zaman içinde tüm eve yerleştirilmiş kameraların olduğu ve halkın canlı olarak onları izlediği gerçeği unutularak ya da zaman zaman hatırlanarak insanlar büyük oranda dış dünyadaki gerçek hallerine geri döndüler. Maskeler düştü. İşte insan gerçeği… (Devamını Oku)

Gaye ve Nizam Delili

Bu delilin değerlendirilmesinde genellikle: Şimdi, insan, kâinata, güneşe, aya, yıldızlara, yağan yağmura, biten ota, yetişen meyveye, büyüyen hayvana ve etrafta olan her şeye, geceye, gündüze, toprağa, sıcağa, soğuğa, kendisinin yemesine, içmesine, hazım cihazına, nefes alıp vermesine, yorulup dinlenmesine, öğrenmesine ve başkasına öğretmesine ve bütün bunlara, zikredilmeyen daha bir çok sayılamayacak şeye bir dikkatlice ve düşünce ile baksın, hepsinin bir düzen ve kanuna göre meydana geldiğini görür. İşte bunları bir kanuna ve düzene göre yapan, eden ve bir nizama koyan bulunmaktadır. (Hüseyin Atay, İslâm’ın İnanç Esasları) şeklinde ifadeler kullanılmaktadır. Gâye ve nizâm delili aşağıdaki önermelerden oluşan bir kıyasla ifade edilebilir : (Devamını Oku)

Niçin Herşey Bu Kadar Güzel

Yazan: Ümit Şimşek

Eğer yumurtadan henüz çıkmış bir civcive dikkat edecek olursanız, ilk olarak sizi etkileyecek şey ne onun işitmesi, ne görmesi, ne tüyleri, ne sesidir. Adını ister koyun, ister koymayın, o varlığın bütününde ortaya çıkan bir sevimlilik, bir tatlılık, bir sıcaklık vardır ki, görenleri büyüleyiverir. Onu avucunuza almak, tutmak, okşamak, sıkmak, öpmek istersiniz. Hattâ bütün bunları yapsanız, yine tatmin olmazsınız. Bir küçük civciv, kalbinizden ve ruhunuzun derinliklerinden pek çok şeyi peşi sıra sürükler, yine de daha fazlasını ister. Nedir o sizi bütün varlığınızla büyüleyen, kalbinizi ardından sürükleyen şey? Nasıl birşeydir o sıcaklık? Az öncesine kadar hiç görmediğiniz, bilmediğiniz bir küçücük can parçasıyla görür görmez sizi tanıştırıp kaynaştıran nedir?

Başlangıcıyla omletlik bir yumurta sarısı, sonu itibarıyla bir dünya dolusu muhabbet-eğer o şeyin maddesini soruyorsanız.

Eğer o mektubun anlamını soruyorsanız, bir çağrı.

O dile gelen bir güzelliktir, kaynağını anlatır. O cisme bürünmüş bir sevgidir, kaynağına çağırır. O tepeden tırnağa bir şefkattir, bir dünyayı anlatır.

Eğer herşeyi bütün incelikleriyle bilen, herşeyi bildiğini size bildirecekse, bunun sayısız yolları vardır. Niçin civciv gibi mâsum ve muhteşem bir güzelliği seçsin? (Devamını Oku)

« Önceki SayfaSonraki Sayfa »