Yazan: Prof. Dr. Yusuf Şevki Yavuz

http://www.yusufsevkiyavuz.com

Allah’ın insanları bilgilendirmek ve buyruklarını iletmek üzere seçtiği bir grup insana vahiyler indirip elçilik görevi vermesi. “Nbe” veya “nbv” kökünden türeyen nübüvvet sözlükte bilinmeyeni (gâib) bildirmek yahut yükseklik ve yüksek yer anlamına gelir. Farklı tanımları yapılmakla birlikte nübüvvet şöyle tarif edilebilir: Nübüvvet, “Allah’ın insanları bilgilendirmek ve buyruklarını iletmek üzere seçtiği bir grup insana vahiyler indirip elçilik görevi vermesi”dir. Türk kültüründe nübüvvet yerine Farsça kökenli bir kelime olan peygamberlik tabri kullanılır. Risâlet kavramı da nübüvvetle eş anlamlıdır. Dinî literatürde daha çok nübüvvet kavramı tercih edilmiştir. Her iki kavramda da asıl unsuru, Allah’ın vahiy yoluyla öğrettiği bilgi ve buyrukları insanlara veya cinlere iletip ilâhî elçilik görevini yapmak teşkil eder. Allah’ın elçi olarak seçip görevlendirdiği insana da nebî veya resül denilir. Türkçe’de ise bunların yerine peygamber tabiri yangındır.

Fârâbî ve İbn Sînâ gibi İslâm filozoflarına göre ise nübüvvet “öğretme ve öğrenme vasıtalarına başvurmadan bilgi algılama gücüne sahip olmak” diye tanımlanır (Amidi, el-Mübîn, s. 121-122). Nebevî güce sahip olan insan, “faal akıl”la doğrudan ilişki kurmasını sağlayan akılî, hayalî ve nefsî güçleri sayesinde bilinmeyen bilgilere ulaşır, görünmeyen suretler görür ve nesneleri değişikliğe uğratabilir (İbn Sînâ, s. 115-121).

Müslüman tarihçiler eserlerinde evrenin yaratılmasına dair bilgilere yer verdikten sonra insanlık tarihini Âdem peygamberle başlatır ve son peygamber Hz. Muhammed’e kadar Allah’ın pek çok peygamber gönderdiğini kaydedip bunların faaliyetlerine ilişkin bilgiler nakleder (Taberî, I, 32; Makdisî, I, 1-12). Bazı dünya tarihi yazarları da ilk uygarlığın ortadoğu bölgesinde kurulmaya başlayıp buradan dünyaya yayıldığını ve uygarlığın inşa edilmesinde peygamberlerin (rahipler) öncülük görevi yaptığına dikkat çeker (William H. Mc Neill, s. 22-60).

Kur’an’da Allah’ın Nûh ve İbrahim ile soylarından gelen bazı insanlara nübüvvet ve kitap verip onları nebî ve resûl yaptığı, ayrıca Benî İsrail’e kitap ve nübüvvet verdiği belirtilir (el-En’am 6/83-89; Meryem 19/49-58; el-Ahzâb 33/39-40). Âyetlerde açıklandığına göre Allah, dünyada yarattığı andan itibaren insanlara peygamberler vasıtasıyla doğru yolu gösteren vahiyler ve bunları içeren kitaplar indirmiş, ilk peygamber olarak da babaları Hz. Âdem’i seçmiştir (el-Bakara 2/30, 37-38; Âl-i İmrân 3/33). Başlangıçta insanlar aynı dine mensup bir topluluktu. Sonra Allah her millete, iman edip iyi davrananları müjdeleyen, inkâr edip kötü davrananları uyaran ardarda nebiler ve resûller göndermiş, onlarla birlikte ihtilafa düştükleri konularda hüküm vermek için gerçekleri içeren ve en doğruya ileten kitaplar indirmiştir (el-Bakara 2/213; Yunus 10/47; el-Müminûn 23/44; Fâtır 35/24). Zatını yerlerin ve göklerin nûru olarak niteleyen (en-Nûr 24/35) Allah, yarattığı her canlıya yaşamasını sağlayacak yolu göstermiş ve insanları da aydınlatıcı bir kandile benzettiği (el-Ahzâb 33/46) peygamberleri vasıtasıyla bilgilendirerek eğitmiş ve yollarını aydınlatmıştır. Yüce yaratıcı insanları dinî ve dünyevî konularda bilgilendirip yönlendiren kitaplarını Rûhu’l-kudüs olarak da bilinen ve ilâhî elçilik görevi yapan Cebrâil adlı melek aracılığıyla, yahut da peygamberlerin kalplerine beşerî öğrenme tarzı dışında bir yöntem olan vahiy yoluyla indirmiş, peygamberler de gerek Cebrâil’in getirmesiyle gerekse vasıtasız olarak aldıkları vahiylerin Allah’tan geldiğine dair zorunlu bilgilere sahip kılınmıştır (en-Nisa 4/163; el-En’âm 6/106; en-Nahl 16/102). Bu peygamberlerden Hz. Mûsâ’ya hidayet ve aydınlık kaynağı olarak Tevrat, Hz. Dâvûd’a Zebur, Hz. ÃŽsâ’ya bunları tasdik eden ve Hz. Muhammed’i müjdeleyen İncil, son peygamber Hz. Muhammed’e ise geçmiş bütün peygamberleri ve getirdikleri ilâhî kitapları tanıtıp doğrulayan Kur’an verilmiştir (Âl-i İmrân 3/3-4; en-Nisa 4/136; el-Mâide 5/44-46; el-Furkan 25/1).

Resûl, nebî ve mürsel diye isimlendirilen ve sadece erkeklerden seçilen peygamberler, içinde yaşadıkları milletlerin diliyle ilâhî buyrukları tebliğ etmişlerdir (İbrahim 14/4; en-Nahl 16/43). İlgili âyetlerde belirtildiğine göre bu tebligâtta “Allah’tan başka gerçek bir tanrı yoktur, sadece ona ibadet edin ve ondan başkasına tapmayın, ilâhî kitaplara, peygamberlere, meleklere ve âhirete iman edin, namaz kılın, zekat verin, oruç tutun, iyilik yapın, kötülük yapmayın, güzel söz söyleyin, ebeveyne iyi davranın, adam öldürmeyin, hırsızlık yapmayın, yalan konuşmayın, aldatmayın, yoksul ve yetimlere yardım edin, içki içmeyin, kumar oynamayın, temizlenin ve temiz elbise giyinin, zina yapmayın” gibi temel inanç, ibadet ve davranış ilkeleri yer almıştır. Peygamberler, tebliğ ettikleri ilkelerin Allah’ın kendilerine vahyettiği buyruklar olduğunu ve Allah’ın kendilerini elçi olarak görevlendirdiğini kanıtlayan mucizeler göstermiş, insanların çoğu ise görüp yaşadıkları bu harikulade olaylara rağmen, genellikle kendileri gibi bir beşer olmalarını gerekçe göstererek peygamberleri inkar edip alaya almış ve getirdikleri vahiyleri “eskilerin masalları” (esâtîru’l-evvelîn) veya “uydurulmuş beşer sözleri” yahut da “açık bir sihir” olarak kabul etmiş (el-En’âm 6/25; el-İsrâ 17/101; el-Müminûn 23/24; el-Furkan 25/5-6; Yâsin 36/13-15), buna mukabil peygamberler insan olmalarının vahiy almalarını engellemediğini, gösterdikleri mucizelerin ötesinde bu konuda kesin bilgilerinin bulunduğunu, zira insanların göremediklerini görme imkânına sahip kılındıklarını açıklamıştır (Hûd 11/25-28, 63, 84-88). Âhirette sorumlu tutulacak olmaları bakımından insanlara karşı Allah’ın delilini teşkil eden (en-Nisa 4/164-165) peygamberlere, iddialarını kanıtlamak amacıyla verilen mucizeler genellikle duyulara hitap eden ve tabiat kanunlarını aşan olaylardan veya gayba dair haberlerden oluşmuştur. Bu mucizelerin bir kısmı inanmak isteyenleri irşad etmeye, bir kısmı da inkâr edenleri helak etmeye yönelik olmuştur. Bu bağlamda Hz. Nuh’a tufan ve tufandan gemi ile kurtulma, Hz. Salih’e kayadan çıkardığı deve, Hz. İbrahim’e ateşin serinlik vermesi, Hz. Mûsâ’ya aşasının yılana ve ejderhaya dönüşmesi, Hz. ÃŽsâ’ya gökten indirilen sofra, ölüleri diriltme ve evde yenilip saklanan şeyleri haber verme, Hz. Muhammed’e de Bizanslıların İranlıları savaşta yeneceklerini önceden bildirme gibi mucizeler verilmiştir (el-İsra 17/59; el-Mâide 5/110; el-Ankebût 29/28; eş-Şuara 26/119; Âl-i İmrân 3/45-49; er-Rûm 30/2-4).

Gösterilen mucizelere inanmayıp peygamberleri aşağılayan inkârcılar helak mucizeleri isteyince Hz. Nuh’un kavmi tufan, Hz. Sâlih’in kavmi Semûd ile Hz. Hûd’un kavmi Âd ve Hz. Şuayb’ın kavmi Medyen halkı korkunç gürültü, Hz. Lût’un kavmi zelzele ve taş yağmuru, Hz. Mûsâ’ya karşı direnen Firavun ve ordusu yarılan denizde boğma gibi mucizelerle helak edilmiş, insanlara bir alamet ve ibret olması için Hz. Nuh ve Hz. Lût’un kavimlerinin helâk edilişlerine dair bir takım kalıntılar ve Firavun’un bedeni geride bırakılmıştır (Yunus 10/92; el-Furkan 25/37; el-‘Ankebût 29/28-38; er-Rûm 30/47). Geçmişte peygamberlerin gösterdikleri hissî mucizeler kavimlerince inkâr edildiği ve sonuçta helâk edilmeyi hak ettikleri için son peygamber Hz. Muhammed’e, talep edilmesine rağmen hissî mucizeler verilmemiş, bunların yerine insanlığın tarihte kaydettiği zihinsel gelişim sürecine paralel olarak akıl yürütüp bilgi üretmeyi ön plana çıkaran Kur’an mucizesi verilmiştir. Zira okuma-yazma öğrenimi görmediği halde dinî ve dünyevî açıdan tutarlı bilgiler içeren ve benzeri insanlarca yazılmayan Kur’an gibi derin muhtevalı ve erişilmez edebî üstünlüğe sahip bir metin getirmesine mucize dışında makul bir açıklama getirmek imkânsızdır. Son peygamber oluşu böyle bir kalıcı mucizeyi gerekli kılmıştır. Çünkü kıyamete dek bütün insanlara gönderilen son peygamberin her çağda yaşayanlara hitap eden bir mucizesi olmalıydı. Bu da akla hitap eden ve bilgiye dayanan türden başka bir mucize olamazdı (el-Bakara 2/23-24; el-Ankebût 29/47; el-Ahzâb 33/39-40).

Kaynak ve Yazının Devamı İçin: http://www.yusufsevkiyavuz.com

Categories:

Tags:

26 Responses

  1. Açıkcası ben bu bilgileri komşumun kızı için ödev için araştırıyordumki sizin yazınızla karşılaştım .Bircok yazıya bakmama rağmen beni peygamberlerin niye gönderildiği ve niçin insan oldukları konusunda en iyi aydınlatan bu yazı oldu .sonsuz teşekürlerimi sunar aydınlatıcı ve akıcı ve aynı zamanda her kitle tarafından anlaşılabilir tarafsız yazılarınızı ve abartısız çünki dinle ilgili konular saptırılıp abartılabiliyor .İşte tüm bunlar yüzünden size çok teşekür eder başarılarınızın devamını dilerim.Bu vesileyle bu konularda bende aydınlanmış oldum saygılarımla çiğdem

  2. onlar göremezler indirilen kur’anı kerimde bir kusur bir şüphe…efendimizin getirdiği bu yüce kitapta insanlara zarar verecek ya da akla,bilime,fenne aykırı bir şey bulabilirmisiniz?tabi ki hayır…bulamadıkları için zaten inkara kalkışıyorlar ya çünkü inkar etmek onlar için en basit,en kaçamak yoldur…
    efendimizden önce indirilen tüm kitapların kuranla çelişkisi olmaz..Kuran diğer kitapların bir tamamlayıcısı niteliğindedir…
    kainatın yaratıcısı zaten onu ben indirdim yalnız ben korurum demiş ve rabbimizin kudretinden bu zamana kadar hiç bir ayeti değişmeden gelebilmiş…Ki günümüzde de hiç dikkatinizi çekti mi bilmiyorum ama kuranın bir ayetine bile dokunamıyorlar…çünkü o korunuyor…eğer bizler allahı tanır ve bilirsek onun bizi koruyacağını da aklımızdan çıkarmamamız lazım..
    SELAM OLSUN AHMETİ MUHAMMET MUSTAFA SAV E…BEN RESULUMÜ ÇOK SEVİYORUM TÜM İNSANLIĞINDA ONU SEVMESİ İÇİN ELİMDEN GELENİ YAPMAK İÇİN ÇABA GÖSTERECEĞİME SÖZ VERİYORUM..

  3. gerçekten güzel bir yazı, yazınız sayesinde ödevimin iyi bir not gelmesi beni sevindirdi..
    BU YAZI İÇİN SİZE ÇOK TEŞEKÜR EDER BAŞARILARINIZIN DEVAMINI DİLERİM..

  4. Yazınızı çok beğendim.Bunun gibi yazılar yayınlamanız için size rica ediyorum.
    BU YAZI İÇİN SİZLERE TEŞEKKÜR EDER BAŞARILARINIZIN DEVAMINI DİLERİM.
    SİZLERİ TEBRİK EDERİM.

  5. bizlere bu yüce insanı tanıttınız biraz daha bilgi gerekir onun hayatı yazarak tabi ki de anlatılmaz çok teşekkür ederim

  6. sizler bizi bu yüci insanı tanıttınız ya daha ne olsun bide daha çok bilgilendirseniz daha da iii olurdu

  7. ALLAHIN YÜCELİĞİNİ VE BÖYLE GÜZELLİKLER YAPTIĞI İÇİN ŞÜKR ETMELİYİZ

  8. sizlere gerçekten çokk teşekür edrim bu bilgiler için size çok ama çok teşekür edrim

  9. çok güzel bilgi herkesin okumasını isterim ben hepsini yazdım çok uzun ama hemen bitti bana göre 5dk sürmüş gibi amam 6 saatte bitirmişim ama 100 aldımmmmmmmmm

  10. sizlere çok teşekkür ederim ödevimde çok yardımcı oldunuz eğer ödev olmasaydı bunlara bakmak aklımın ucundan bile geçmeyecekti ödev sayesinde bende bilgilienmiş oldum…tekrar tekrar teşekkürler…:-)

  11. açıkcası ben ödevimi bulamadım henüz ama yinede süpersiniz ya tebrikler

  12. çiğdem arkadaşımıza katılıyorum.çok anlamlı bir yazı yazmış. çok güzel çok beğendim.bu arada sonsuz teşekkürlerimi sunarım.ödevime çoookkkkkkk yardımcı oldunuz ekibinize ve size teşekkürler

  13. Allah’ım razı olsun hocam emeklerinize sağlık…sevgili arkadaşlar ve kardeşlerim sitenizde paylaşım yaptığınız konuların içeriğinde emeği geçen yazan,yükleyen,yayınlayanlara çok çok teşekkür ederim sağolun varolun. Allah’ım razı olsun inşallah Amin.Allah’ıma emanet olun. Saygı ve Sevgilerimle Hoşça kalın dostça kalın…..Yaratılanı severim Yaratandan ötürü……Kainatta yaşayan bütün insanlar kardeştir Hepimizin Anasıda bir Babasıda birdir

  14. allah razı olsun ödevime çok yardım etti sizlere sonsuz teşekkürlerimi sunarım.

  15. bence güzel beğendim teşekürler hep karnemTAKDİR saolun İyi Günler 🙂

  16. ççççççççççççççççooooooooooooooooooooookkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkk güzellllllllllllll

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *