Dünyanın yüzeyine ulaşan elektromanyetik radyasyon karbon bazlı yaşam için tam mânasıyla uygundur. Güneşin radyasyonu çoğunlukla görülebilir aralıktadır -yakın morötesinden yakın kızılötesine kadar- bu dar aralık dışındaki elektromanyetik radyasyon hayata zararlı olduğu gibi bu görülür spektrum (tayf) içindeki enerji seviyeleri de, fotokimyaya tam olarak uygundur. Mükemmel bir şekilde atmosferdeki gazlar görülebilir aralık dışındaki hemen hemen bütün zararlı radyasyonu emip sadece biyolojik açıdan faydalı radyasyonu geçirir. Bu oluşumlar doğanın karbon bazlı hayata uygunluğunun delillerinden biridir. Fotokimyaya yararlılığının ötesinde, görünür ışığın dalga boyu ve enerji seviyesi, insan da dahil olmak üzere omurgalı pek çok hayvanın fotoğraf makinesi tipi gözlerinin biyolojik görüşü için uygundur. Su gibi güneşin ışığı da optimum biyolojik fayda sağlar. Eğer ışık hızı çok küçük bir ölçekte daha hızlı olsaydı (ki bunun böyle olmaması için hiçbir doğal neden yoktur) o zaman termonükleer reaksiyonlar, on bin kez daha fazla enerji üretecek ve bu durumda da yıldızların çekirdeğindeki enerji çok daha çabuk tüketilecek ve böylece de yıldızlar dünyada hayatın ortaya çıkmasına yeterli olamayacak kadar kısa bir süre içerisinde öleceklerdi. Yani hayatın ortaya çıkması aslâ mümkün olmayacaktı. Işık hızı çok daha küçük bir ölçekte daha yavaş olsaydı erken dönem evrendeki genişleme çok daha yavaş olacaktı ve evren çekim gücünün etkisinden kurtulamayarak başlangıçtaki gibi tekilliğe çökecekti. Yani her iki durumda da hayat ortaya çıkmayacaktı. Hayatın ortaya çıkmasına karar veren akıl sahibi tasarımcı, bu sabiteyi de tam da olması gerektiği gibi belirlemiştir.

Kaynak: http://www.allahinvarligi.com

Categories:

Tags:

No responses yet

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *