sun.jpg

Yazan: Taşkın Tuna

Bulutsuz berrak bir gecede gökyüzüne bakarsanız, semayı bir baştan bir başa saran titrek ve bulanık bir kuşak görürsünüz. Bu kuşağa Samanyolu adı verilir. Samanyolu’nun İngilizce karşılığı süt yolu (Milky Way) dir. Astronomi dilinde ise bu kuşağa Galaksi derler. Galaksi, yıldız topluluğu demektir. Güneşimiz de bir yıldızdır. Yıldızlar, kendiliğinden çevreye ısı ve ışık yayarlar. Oysa gezegenler, güneşten aldıkları ışığı yansıtan bir ayna gibidirler. Merkür, Venüs ve Dünya birer gezegen (planet) olduklarından onlara güneş (yıldız) diyemeyiz.

Bilimciler, Galaksi içinde bizim Güneşimiz gibi 200 milyar güneşin var olduğunu söylüyorlar. Güneş Sistemimiz, galaksi içinde merkezden biraz uzakta, 25.000 ışık yılı ötede kıyıya yakın bir bölgede yerini alır. Dünyamızın da bu galaksi içinde bulunduğunu ve teleskopla içerden galaksimizi gözlediğimizi ve her gün yeni yeni bilgiler elde ettiğimizi ifade edebiliriz.

Çıplak gözle öteki galaksileri göremeyiz. Evrende bizim Galaksimiz gibi 100 milyar daha galaksinin mevcut olduğunu söyleyen uzmanlara göre, bizim Galaksimize en yakın olanı Andremode ismini alır ve bizden sadece 2.5 milyon ışık yılı ötede yer alır. (Bir ışık yılı, ışığın bir yıl boyunca gittiği yoldur ve 9.5 trilyon km dir. 9.5x 1012 km).

Güneşin çapı 1.390.000 km dir ve yüzey sıcaklığı da 6 000 dereceyi bulur. Ancak Güneşin iç katmanlarına inildikçe, bu sıcaklığın korkunç derecede arttığı ve 15 milyon ila 20 milyon derecelik cehennemi bir değeri temsil ettiği bulunmuştur.

Güneş Sistemi denilince Güneş dahil yörüngelerinde dolanan 9 gezegen akla gelmelidir. Ancak hemen ilâve etmek gerekir ki, Güneşi bu Sistemin, %99.8’ini oluşturmaktadır.

Güneşte neler vardır? Bu sorunun cevabını arayan bilimciler, Güneşte en fazla bulunan elementin Hidrojen olduğunu ve sonra da Helyumun geldiğini buldular. Güneş, %75 oranında Hidrojenden; %25 oranında da Helyumdan oluşmaktaydı.

Ancak hemen hatırlatmak gerekir ki, bu oranlar yuvarlatılmış değerlerdir. Aslında Güneşte bu gazlardan başka hemen bütün metaller ve elementler de vardır, fakat bunların bulunma oranları, % 0.1 mertebesi civarındadır.

Güneşin en dış katmanı farklı dönüş periyotlarına sahiptir. Öyle ki, ekvator bölgesi, kendi ekseni etrafında her 25 günde bir dönerken, kutuplarda bu değer 36 güne kadar çıkar. Bunun nedeni, Güneş’in Dünyamız gibi katı bir maddeden oluşmadığındandır.

Güneşin merkez bölgesinde sıcaklık bir görüşe göre 15.6 milyon, diğer bir değerlendirmeye göre de, 20 milyon derecedir . Bu bölgede iç basınç, 250 milyar atmosferik değer gibi, aklın alamayacağı kadar yüksek değerlere varır.

Güneşteki muazzam enerji, 386 milyar kere milyar megawatt değerindedir ve bu enerji kaynağının , nükleer fusion olarak bilinen termonükleer reaksiyonlar sonucunda her saniyede 564 milyon ton hidrojenin, 560 milyon ton helyuma dönüşmesiyle açığa çıktığı bilinmektedir. Her saniyede açığa çıkan 4 milyon ton maddenin, Einstein denklemiyle enerjiye çevrilmesi, yalnız Güneşimizin değil; tüm yıldızların enerji kaynağı olarak tanımlanır.

Güneş yüzeyine fotosfer adı verilir. Yüzey sıcaklığının 5 600 dereceyi bulduğu, ve yüzeyde zaman zaman görülen güneş lekelerinin nispeten soğuk bölgeler olarak, 3 800 dereceye vardığı ve lekelerin 50.000 km çapında olduğu bilinmektedir. (Arzın çapı 12 100 km). Ancak henüz bilinmeyen, güneş lekelerinin oluşum sebebi ile bu lekelerin güneşin mağnetik alanı ile bir ilişkisinin olup olmadığıdır.

Güneş yüzeyi fotosferin hemen üstünde, kromosfer denilen ve uzaya milyonlarca kilometre uzanan bir tabaka vardır ki, buradaki sıcaklık 1 000 000 dereceyi bulur ve güneş tutulması sırasında bu tabaka çok iyi fark edilir.

Güneşin ısı ve ışık yoluyla uzaya yaydığı enerjiden ayrı olarak, güneş rüzgârı adı verilen ve elektron ve proton gibi, saniyede 450 km. yi bulan hızlarla tüm uzaya püskürtülen yüklü parçacıklar da vardır.

Güneşi daha yakından incelemek ve güneş rüzgârları konusunda daha güvenilir bilgi toplamak amacıyla, uzaya gönderilen Ulysses ile, son yıllarda fırlatılan Wind, ACE ve SOHO adlı araçlardan etraflı bilgiler elde edilmiş; ancak güneş fiziğinin ne kadar çok kapsamlı olduğu ve daha bilinmeyen, anlaşılmayan çok sayıda nedenlerin varlığı da belirlenmiştir.

Güneşin 4.5 milyar yıl yaşında olduğunu biliyoruz. Sürdürülen bir seri gözlem ve araştırmalardan açığa çıkan sonuçlara göre, Güneşimizin yakıtı olan hidrojenin tükenmesi için daha önümüzde 5 milyar gibi uzun yıllar var. Bu süre sonunda Güneş, yakıtını bitiren diğer yıldızlarda olduğu gibi, kendi içine kapanarak büzüşecek ve önce kırmızı dev sonra da beyaz cüce olarak hayatına son verecek. Bu durumda artık dünyamızın mevcudiyetinden bile söz etmek gereksiz.

Kaynak: www.taskintuna.com

Categories:

Tags:

6 Responses

  1. Merhaba,
    Yazarı kutlarım.Güneş,bir nevi cehennem,Allah,güneşi bir mil bize dünyaya yaklaştırsa,dünya buhar olur uçar.Dünyanın ve içindekilerin özü kalacak sadece.Peki,özüne dünyada iken,Allah,bilincini yükleyenler,bir kalkan oluşturmuş oluyor ve cennete yol alıyorlar.Olamazmı?Selam ve sevgilerimle…

  2. HER ŞEY ORTADA… RABB’İM HERŞEYİ MÜKEMMEL BİR ŞEKİLDE TASARLAMIŞ VE YARATMIŞ.BUNLAR,BİZE ALLAH’IN VARLIĞINA EN BÜYÜK DELİLLER.BUNA RAĞMEN HER ŞEYİN TESADÜFLERLE MEYDANA GELDİĞİNİ,BİR YARATICININ OLMADIĞINI SAVUNAN CAHİLLERE,PROFESÖR GEÇİNEN KOCA KOCA ADAMLARA HAYRET EDİYORUM. ALLAH’IN VARLIĞINI İNKAR ETMEK İÇİN BEYİNSİZ OLMAK GEREKİR HERHALDE.

  3. Merhaba, Dedem derki her okudum diyeni alimmisandin ALLAHİ bileni cahilmi sandin…. KENDİNİ BİLEN ALLAH İ BİLİR

  4. ben hep güneşi merak etmiştim sonunda bununla ilgili bir bilgi sahibi oldum yazara sevgilerimi gönderiyorum

  5. merhaba ben güneşi merak eden kişiyim çok teşekkür ederim.çünkü yararlı bir bilgi sahibi oldum.sevgilerimi gönderirim.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *