Yazan: Emre Dorman

Varlığımıza ve insanlığımıza anlam kazandıran en önemli nitelik kulluğumuzdur. Allah’a, O’nun yüceliğine yaraşır kullar olarak ibadet etmemiz ise teslimiyetimizin bir ifadesidir. İbadetler ancak hakkıyla yerine getirildiklerinde amacına uygun olarak gerçekleşmiş olacaktır. Yoksa yapılan ibadetleri bir nevi alışkanlık, yerine getirilmesi gereken bir vazife ya da aradan çıkartılması gereken bir iş gibi düşünmek ve bu şekilde uygulamak ibadetlerden alınacak faydayı sınırlayacaktır. Ayetlerin ifadesiyle ibadetler insanı kötülüklerden alıkoyacak, Allah’ın yüceliğinin, dünya hayatının geçiciliğinin ve bu dünyadan sonraki hesap gününün hatırlanmasına vesile olacak tüm bunlarla birlikte hem dünya hem de ahiret açısından türlü faydalar sağlayacaktır. Bu yararlardan en verimli şekilde faydalanmak için yaptığımız ibadetleri ne için yaptığımızın farkında olmamız gerekir.

Pek çok insanın kıldığı namazı düşünelim. Acaba gerçekten hakkıyla yerine getirilebiliyor mu? Çoğu zaman bir şeylere yetişmek için süratle kılınan namazlar, namaz kılınması emrini yerine getirmekten başka kul açısından ne işe yarıyor acaba? Namaz boyunca dikkatin toplanamamasından dolayı düşünülen türlü şeylerde cabası. Yani biz namazı yerine gelsin diye mi kılıyoruz yoksa Allah’ı anmak ve okuduğumuz ayetlerdeki gerçeklerin farkına varmak için mi? Şayet namazı kılmaya başlamadan öncemizle kıldıktan sonramız arasında değişen herhangi bir şey yoksa yapılan bu ibadetimizde bir sorun var demektir. Gerekli gereksiz pek çok iş için ayırdığımız saatlerimiz günlerimiz yanında namaz kılmak için ayırdığımız dakikalar bunca sınırlıyken en azından bu anları en verimli ve dikkatli bir biçimde yerine getirmemiz daha doğru olacaktır. Yani biz namazı değil belki bir manada namaz bizi kılmalı ve emrediliş amacına uygun olarak yaşantımızda olumlu yönde değişiklikler yapmalıdır.

Ramazan ayı pek çok insanın din gerçeğini hatırlamasına ve bir ay ile sınırlıda olsa genellikle diğer on bir ayda yapılan türlü hatalardan uzak durulmasına vesile olan bir aydır. Ancak oruç gibi çok anlamlı ve güzel bir ibadeti aç ve susuz kalmaktan ibaret görmek ve oruç tutulan saatlerde gerek davranışlarımızda gerek konuşmalarımızda gerekse yaptığımız işlerde yeterince titiz olmamak ve üstelik normal zamankinden daha hırçın ve asabi haller sergilemek orucun neden tutulduğunun unutulduğu bir manzara doğurmaktadır. Zaten oruçluyum kan beynimde, burnumdan soluyorum, sigara krizine girdim çok fenayım ya da açlık başıma vurdu şeklinde söylenmelerle gün boyu dengesiz davranışlar sergileyen insanlara şahit olmuşsunuzdur. Oysaki oruçlu olunan zamanlar insanın pek çok gerçeğin farkına varmasına ve sahip olduğu nimet ve imkânların kıymetini anlamasına vesile olacak değerler taşımaktadır. Orucu da diğer ibadetlerde olduğu gibi sadece yerine getirilmesi gibi sığ bir anlayışla değil hakkıyla tutmak yani bir manada orucu değil kendimizi tutmak gerekir.

Categories:

Tags:

5 Responses

  1. ewet okudum son sozlerden çevremde kendimde dahil olmak uzere duydum aslında yanlıs davranış bizlerde bunu farkındayız ama genede yapıyoruz zaten o tur konuşmaları yaparsak soylentilere gore oruç kabul olmaz mı onu çok merak edıyorum yazdıklarınız cok guzeldi

  2. Merhaba
    Burada yazılanlar ibadetlerimizi yerine getirirken nelere dikkat etmemiz gerektiği yani Kur’an ayetlerine göre olması gerekenler üzerinedir. Kimin ibadetinin kabul olacağını bir tek yüce Allah bilir. Sizin de ifade ettiğiniz gibi benzer hataları yapmaktayız. Allah kişileri içinde bulundukları durum ve şartlara göre değerlendirir. Bizler ise yaptığımız ve yapacağımız ibadetlerimizin ihlâslı ve kabul olmasını umarız. Dini konularda gerçek dışı söylentilere itibar etmemek gerekir. Allah emrettiği için yapılan işler candan, gönülden, aşklı ve şevkli olmalı. Saygılar

  3. Öyle bir devirde yaşıyoruzki,kimsenin umrunda deyilmiş gibi herşey işine geldiğinde eski kulaktan dolma tabirlerleyoruma katılır oldu herkes bilirmiş gibi,ama sırf bende girmiş gözükeyim muhapbete gibilerinden,anlıyacağınız düşüncelerden yok oluyor toplumun İBADET`e olan duyguları ALLAH sonumuzu hayra eylesin.

  4. arkadaşlar namaz imandan sonra en yüce duyğu bunu en az günde bir defa bile olsa bir rekat bile olsa her rükünün secdenin hakkını vererek kalmamız lazım .YÜCE RABBİMİZİN bizim üzerimizdeki hakkı RABBİMİZİ EŞ VE ORTAK KOŞMAMAK KENDİMİZE ONDAN BAŞKA MABUT EDİNMEMEK.bizimde onun üzerindeki hakkımız tövbe etmek bu ölçüye ve ihlasa dikkat etmeliyiz . malumunuz ahir zamanda yaşıyoruz ve ateşten gömlek giymişiz iblis hiç olmadıgı kadar aktif o nu ve ordularını ziyana uğratmamız gerekiyor.NAMAZ VE ORUÇ BİR KUŞUN KANATLARI GİBİDİR . ORUÇ BİZİM İÇİN RABBİMİZİN HOŞUNA GİTMEYECEK DURUMLAR ENGELLEYEN ÇOK BÜYÜK ZIRHTIR. BU BİLİNCE SAHİB İNSAN HERZAMAN İBLİSE KARŞI ZAFER KAZANMIŞ OLUR.SADECE RAMAZAN AYINDA ORUÇ TUTMAMALIYIZ KENDİMİZİN HOŞUMUZA GİTMEYEN BİR ALIŞKANLIĞI VARSA BUNU GİDERMEDE ÖNEMLİ ROL OYNAR . namaz sa kainata ve insanlara gönül penceresinden bakmaktır. Bu pencereyi sonuna kadar aralarsak hakiki imana ve and cennetlerine ulaşırız inşallah ilk önce kendi kıldığımız namaza düzğün kılalım sonrada gerisine karışmayalım ama gerçekleri ve bildiklerimizide ilme muhtaç olan insanlara aktarmaya özan gösterelim … KENDİ NEFSİNİ HEVESLERİNE ŞEHVETLERİNİ TERBİYE EDEMİYEN BAŞKASININ NEFSİNE KARIŞMA HAKKI YOK ALLAH BİZLERİ AFFETSİN BİZ ONA LAYİK BİR KUL PEYGAMBERİMİZE LAYİL ÜMMET KURAN NA LAYİK TALEBE OLMAYI NASİP ETSİN EYVALLLAH

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *