Yazan: Emre Dorman

Einstein : “Evrende en anlaşılmaz şey, onun anlaşılabilir olmasıdır” diyerek evrenin mükemmel bir düzen ve derinlik içinde anlaşılabiliyor olmasını dile getiriyordu. İçinde yaşadığımız dünyanın, varlığımıza ve onu sürdürebilmemize bu kadar uyumlu olması evrenin ilk aşamalarındaki oluşumuna kadar dayanmaktadır. Bu konuda ünlü Fransız bilim adamı Maurice Bucaille’ın ifadeleri konunun derinliğini çok güzel bir biçimde açıklamaktadır : “İster evren, ister canlı varlıklar veya insan olsun, tek tek her alanda temelde metafiziksel bir niyet taşımadan yapılan çok dikkatli araştırmalar, tabiat kanunlarının yönelttiği bir düzenin varlığını açıkça göstermektedir. Çok daha basit bir oluşuma sahip organizmalarda olduğu gibi, anatomik ve fonksiyonel birimler oluşturan en mini mini canlı organizmalarda da canlı dünyanın incelenmesi, moleküler düzeyine değin her yanda görülen göz kamaştırıcı yapısal bir düzenin varlığını ortaya koyuyor”. Amerikalı astrofizikçi Hugh Ross, Tanrı’nın Parmakizi (The Fingerprint of God) adlı ünlü eserinin ‘Tasarım ve İnsancı İlke’ başlıklı bölümünde evrendeki mükemmel tasarıma birçok örnek verdikten sonra şöyle demektedir: “Yaşayan organizmaların kompleks ve düzenli konfigürasyonunun tek açıklaması, akıllı ve üstün bir yaratıcının şahsen bunu oluşturmasıdır. Yine görüyoruz ki özel ve üstün bir yaratıcı, evreni var etmiş ve tasarlamıştır.”

Akıllı yaşam niçin özel bir açıklama gerektirir? Evrenin akıllı hayatı barındırıp barındırmadığı konusuna ilişkin niçin başka bir açıklama daha gerekmektedir? Çünkü akıllı yaşam, yaratıcı bir Tanrı’nın ortaya çıkarma gücüne ve pek çok sebebine sahip olduğu bir şeydir. Aynı zamanda akıllı yaşam, hassas ayar kanıtının dile getirdiği gibi, ancak Tanrı’nın vasıtasıyla olabilecek bir şey olup Tanrı’nın varlığının bir göstergesidir.

Big Bang’in ilk zamanlarındaki fiziksel kuvvetlerin gücü, element parçalarının hacmi, genişlemenin hızı ve türbülans derecesi gibi temel kozmik parametrelerin hassas ayarına (fine tuning) büyük ilgi gösterilmiştir. Örneğin elektromanyetizm, çekim gücü, atom çekirdeğini kontrol eden iki ana gücün hepsinin belli dar limitler içinde bir güce sahip olması, uzun müddet var olabilecek ve hayatın oluşumuna olanak tanıyacak yıldızların var olması için şarttı. Hayatın karmaşık kimyası, nötron, proton ve elektron maddelerinin ince bir ayarı sayesinde mümkündür.

Atom ve moleküller birleşerek düzen meydana getirecek şekilde yapılmıştır. Ancak atomlar, minimum enerji düzeyine geçmek ister (en düzensiz konuma). Bu konuma ‘dengeye’ ulaşmaları için ancak anti-denge etkisi (yüksek derecede düzen) gerekir. Bütün canlılar, düzen dengesinde canlı kalmak için denge sisteminden uzak yaşarlar. Çünkü termodinamik denge, ölüm demektir. Bu da onların dışarıdan dengeyi bozacak bir etkiye uğradıklarını gösterir. Eğer biz, sadece düzensiz hareketten oluştuysak, neden atomlar dengede kalmadı? Dengeden uzak sistemler termodinamik olarak bulunabilir. Ancak neden evrende düzen var? Bu dengeden uzak sistemler nasıl ortaya çıktı? Anti-teistik argümanlar sadece bir sistemin “nasıl” işlediğini ve “ne” içerdiğini açıklar. Böylece Tanrı’ya ihtiyaç olmadığını iddia eder. Ancak yaratıcının sebep-sonuç sürecini kullanabileceğini göz ardı eder. Bu kendini düzene sokan gözlemler, Tanrı’yı bilimin dışına iter. Ancak şu soruyu sormaz: “Madde, bu özelliğini (sadece var olma değil, kendini organize etme) nasıl kazandı?”

Yerçekimi sabiti, evrenin hacmi ve Big Bang’in patlama şiddeti birbiriyle sabit bir dengede işbirliği ederek yumuşak bir şekilde genişleyen ve güneşimiz gibi, canlıların varolmasına yol açan orta büyüklükte bir yıldızın yeraldığı bir galaksi meydana getirmişlerdir. Bunun gibi pek çok sayıdaki hassas denge ve diğer Antropik oluşumlar, evrendeki hayatı mümkün kılmaktadır. Bunların bir kısmı şu şekilde özetlenebilir:

Doğanın temel sabitlerinin değerleri,
Uzayın üç boyutunun varlığı,
Elektromanyetik güç sabitinin yerçekimi sabitine oranı,
Elektron ve protonun kütle hacminin oranı,
Protonların elektronlara oranı,
Kozmik entropi seviyesi,
Işığın hızı,
Evrenin yaşı,
Atom hücresinin protondan kütle fazlalığı,
Maddenin anti-maddeden başlangıçtaki fazlalığı,
Güneşin ışığının parlaklığındaki tarihi değişmelerin dünyadaki yaşam çeşitlerinin ihtiyaçlarıyla birlikte değişmesi.

Kaynak: www.allahinvarligi.com

Categories:

Tags:

119 Responses

  1. teşekkürler yeğnimin ödevine yardımcı oldu bunu yazana yeğnimin öpücüklerini sunarım

  2. çoook güzel ama bi o kadar da uzun din performansımı 85 beklerken %100 aldım gerçekten çoooooooooooooooooooooooooookkkkkkkkkkkkkkkkk güzel bi site ama yazarken çook yoruldum çok uzun…. 🙂 😀 😉

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *